Get Adobe Flash player

Última imagen

رحمته صلى الله عليه وسلم

dichos del Profeta

Mensaje del Profeta

  • Narró Abu Adullah, an-Nu’man Ibn Bashir (que Allah esté complacido con él) que oyó al Mensajero de Alá (la paz sea con él) decir: “Ciertamente, lo lícito es evidente y lo ilícito es evidente, y entre ambos existen asuntos dudosos sobre los que mucha gente no sabe (ignora). Quien se abstiene de los asuntos dudosos purifica su religión y mantiene limpio su honor, pero quien cae en los asuntos dudosos, caerá inevitablemente en lo ilícito. Al igual que el pastor que pasta (su ganado) próximo a un prado vedado, poco falta para que pasten en él. Por cierto que todo rey tiene su zona vedada, y ciertamente la zona vedada de Alá es lo ilícito, y por cierto que en el cuerpo existe un trozo de carne, que si se encuentra sano, todo su cuerpo lo estará, y si se corrompe (enferma), todo el cuerpo se corromperá, este es el corazón”. (Transmitido por Bujari y Muslim)

Imagen aleatoria

Get our toolbar!

Inicio
üşmalarına Merhameti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bütün insanlığa rahmetti. Yüce Allah onu böyle nitelemişti: “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”(56) Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ben ancak rahmet olarak gönderildim.”(57) Onun rahmeti (merhameti) mü’min, kâfir herkeseydi. İşte buna bir örnek: et-Tufeyl b. Amr ed-Devsî, kabilesi Devs’in hidâyete ermesinden ümidini kesip, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gider ve: - “Allah’ın Rasûlü! Devs, kâfir oldu, baş kaldırdı. Onlar hakkında Allah’a beddua et” der. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kıbleye yönelip ellerini kaldırdı. İnsanlar, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in beddua edeceğini ve helak olacaklarını zannettiler, fakat rahmet peygamberi şöyle dedi: - “Allah’ım! Devs’i doğru yola ilet! Onları geri döndür.”(58) (56) Enbiya, 107. (57) Müslim. (58) Muttefekun aleyh. Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz 43 صلى الله عليه وسلم O, onların hidâyete ve doğruya ulaşmaları için dua etmiş, azaba uğramaları ve helak olmaları için beddua etmemişti. Çünkü o, insanların ancak iyiliğini istiyor, onlar için sadece kurtuluş umuyordu. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, kabilelerini İslâm’a davet etmek için Tâif’e gitmişti. Tâifliler onu, inkâr ve alay ile karşıladılar, Tâif’in serserilerini üzerine kışkırttılar, topuklarından kan akıncaya kadar onu taşlattırırlar. Âişe radıyallahu anhâ bundan sonra olanları şöyle anlatır: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: Uhud gününden daha sıkıntılı bir gün geçirdin mi? diye sordum. Şöyle cevap verdi: - Akabe günü kavminin yaptıkları, başıma gelenlerin en şiddetlisiydi. Şöyle ki: Kendimi İbn Abdiyaleyl b. Abdi Kulâl’e tanıttım. İsteğimi kabul etmedi. Üzgün bir halde yola koyuldum. Ancak Karnu’s-Seâlib’te kendime gelebildim. Başımı kaldırdığımda, bir bulutun bana gölge yaptığını ve o bulutun içinde Cebrâîl’i gördüm. Bana şöyle seslendi: Yüce Allah kavminin sana söylediklerini ve sana verdikleri cevabı duydu. Onlar hakkında istediğini emretmen için sana dağlar meleğini gönderdi. Dağlar meleği bana: Muhammed! Allah kavminin sana söylediklerini ve sana verdikleri cevabı duydu. Ben dağlar meleğiyim. Bana dilediğini emretmen için Allah beni sana gönderdi. İstiyorsan, şu iki yalçın dağı onların üzerine kapatayım, dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Hayır, ben böylesini istemem. Ben, Allah’ın bu müşriklerin sulbün44 Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz صلى الله عليه وسلم den Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ibâdet edecek bir nesil çıkarmasını isterim” dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in rahmeti, kendisine; akan yarasını, kırık kalbini, yaralı gönlünü unutturan bir rahmetti. O, bu insanlara iyiliği ulaştırmaktan, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarmaktan ve doğru yola iletmekten başka bir şey düşünmüyordu. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke’yi fethediyor, on bin savaşçıyla birlikte oraya giriyor, Yüce Allah ona kendisine eziyet eden, memleketinden kovan, öldürmek için komplo düzenleyen, yurdundan çıkaran, ashâbını öldüren ve onları dinlerinden dönmeye zorlayanların boyunları hakkında hükmetme yetkisi veriyor, büyük fetih gerçekleşince, sahabîlerden birisi: “Bugün, melhamet (kan dökme) günüdür” diyor. İşte bu durumda, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: “Hayır, bugün merhamet günüdür” diye cevap veriyordu. Sonra Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, gözleri kendisine dikilmiş, kalplerini korku sarmış ve boğazları kurumuş bir halde, bu muzaffer komutanın kendilerine ne yapacağını bekleyen, o yenik durumdaki insanların yanına gider. Onlar, Uhud ve diğer savaşlarda yaptıkları gibi zulmetmeye, intikam almaya ve Müslüman ölülerin organlarını parçalamaya alışıktılar. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: - “Kureyşliler! Size ne yapacağımı zannediyorsunuz?” dedi. Onlar: - İyilik. Sen iyi bir kardeşsin ve iyi bir kardeşin oğlusun, dediler. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem de onlara: Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz 45 صلى الله عليه وسلم - “Gidiniz, serbestsiniz” dedi. Onlar sanki kabirlerinden diriltilmiş gibi oradan ayrıldılar. Bu kapsamlı af, kendisine ve ashâbına eziyet eden düşmanlarının da çoğunu içine alabilecek kapasitede olan Peygamber’in kalbindeki merhametin sonucuydu. Bu merhamet olmasaydı, bu af olmazdı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ben ancak âlemlere hediye edilmiş rahmet peygamberiyim”(59) derken ne kadar doğru söylemektedir. Share this