Rahmet peygamberi Sitesi

Dünya İslam Birliği - Uluslararası Peygamberi Tanıtma ve Destekleme Komisyonu

hac

On Birinci Konu Hac ve Umre Konusundaki Sünneti[1]-------A- Umre Konusundaki Sünneti:1. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem dört defa um-re yaptı:

Birincisi: Hudeybiye Umresidir. Bunda müşrikler onun Beytullah’a girmesini engellediler. O da engellen-diği yerde kurban kesti, tıraş oldu ve ihramdan çıktı. İkincisi: Ertesi yıl bu engellendiği umrenin ka-zasını yaptı.

Üçüncüsü: Haccı ile birlikte yaptığı umresi.

Dördüncüsü: Cirane’den yaptığı umre.

2. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem’in umreleri arasında Mekke’den çıkarak yaptığı tek bir umre yoktur. Bütün umrelerini Mekke’ye girerek yapmıştır.

3. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem’in bir sene içinde yalnız bir kere umre yaptığı bilinmektedir. Hiç-bir zaman bir sene içinde iki defa umre yapmamıştır.

4. Bütün umrelerini hac ayları içinde yapmıştır.

5. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyur-du: “Ramazan’da yapılan bir umre bir hacca bedeldir.” (Buhârî ve Müslim).

 B- Hac Konusundaki Sünneti:[2]1. Hac farz kılındığı zaman Peygambersallallahu aleyhi ve sellem hiç geciktirmeden derhal hacca koştu. Ömründe sadece bir defa haccetti ve kıran haccı yaptı.

2. Öğle namazından sonra hac ve umre için niyet edip şu sözlerle telbiyeye başladı: 

لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبـَّيْكَ، لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ، إِنَّ الْـحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ  والـمُلْكَ، لاَ شَرِيكَ لَكَ»

“Lebbeyk Allahumme lebbeyk, innel hamde ve’n-ni’mete leke vel mulk, la şerike lek.”(Buyur Allah’ım buyur! Senin ortağın yoktur, buyur! Hamd sanadır, nimet ve mülk senindir. Senin ortağın yoktur.) Bu telbiyeyi ashabının işiteceği şekilde yüksek sesle söyledi ve Allah’ın kendisine emretmesiyle, o da onlara telbiye getirirken seslerini yükseltmelerini emretti. Telbiyeyi hiç bırakmadı. İnsanlar kâh ilaveler yapıyorlar, kâh eksiltiyorlardı. O bunlara hiç karşı gelmiyordu.

3. İhrama girerken ashabını üç çeşit hac arasında muhayyer bıraktı. Sonra Mekke’ye yaklaştıkları sırada beraberlerinde kurbanlık götürmeyenlere haccı ve kı-ranı feshedip umreye niyet etmelerini emretti.

4. Devenin palanı üzerinde oturarak hacca gitti. Hevdec ve tahtırevan içinde gitmedi. Yükü, yani yiye-ceği ve eşyası, altında bulunuyordu. Mekke’ye varınca yanında kurbanlığı bulunmayan kimselerin haclarını umreye çevirmelerini ve ihramdan çıkmalarını; kurbanlıkları bulunanların ise ihramlı ola-rak kalmalarını kesin olarak emretti. Sonra kalktı ve Zituva’da konakladı. Zilhicce’nin dördüne rastlayan Pazar gecesini orada geçirdi. Sabah namazını orada kıl-dı. Sonra aynı gün gusletti ve gündüz vakti Hacun üze-rindeki, Mekke’nin yukarı tarafına düşen yüksek tepe-den Mekke’ye girdi.

Mescid-i Haram’a girince tahıyyetu’l-mescid na-mazını kılmadan doğruca Beytullah’a yöneldi. Hacer-i Esved’in hizasına varınca onu selamladı. Üzerine var-madı. Sonra Beyti soluna alarak sağından tavafa baş-ladı. Ne Kâbe kapısının yanında, ne oluk altında, ne de Kâbe’nin arkasında ve rükünleri yanında dua etti. Ondan sadece iki rükün arasında şu duayı ettiği rivâyet edildi: “Rabbimiz bize dünyada da iyilik, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru.” Tavaf için bundan başka hiçbir dua belirlemedi. Bu tavafı esnasında ilk üç turda remel yaptı; yani hızlı yürürdü ve adımlarını kısa attı. Ridasını koluna alıp iki ucundan birini kürek kemiklerinden biri üze-rine attı ve diğer kürek kemiği ile omzunu açık bıraktı. Hacer-i Esved’in hizasına her gelişinde eli veya asası ile ona işaret etti ve “Allahu ekber” diyerek ucu eğri asasını öptü.

Rüknü Yemani’yi de selamladı, fakat onu öpmedi ve selamlaması esnasında elini de öpmedi. Tavafını bitirince Makam-ı İbrahim’in arkasına geldi, “İbrahim’in makamından kendinize bir namazgâh edinin” (Bakara:125) âyeti gereğince makamı kendisi ile Beytullah arasına alarak iki rekât namaz kıldı. Birinci rekâtta Fatiha’dan sonra İhlâs, ikinci rekâtta Kâfirun sûrelerini okudu. Namazını bitirince Hacer-i Esved’e yönelerek onu selamladı.

Sonra Safa tepesine çıktı. Tepeye yaklaşınca şu âyeti okudu: “Şüphesiz Safa ve Merve Allah’ın sembol-lerindendir.” (Bakara:159). “Allah’ın başladığı şeyle başla-rım” buyurdu. Sonra Beytullah’ı görünceye kadar Safa tepesinde yükseldi, kıbleye yöneldi ve kelime-i tevhid ve tekbir getirerek şu zikri söyledi: “Allah’tan başka ilah yoktur, o tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’nadır. O’nun her şeye gücü yeter. Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir. O sözünü yerine getirmiş, kuluna yardım etmiş ve güçlü toplulukları tek başına hezimete uğratmıştır.” (Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce). Sonra bu arada dua etti ve üç defa böyle söyledi.

Sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yürüyerek Merve’ye indi. Ayakları yokuş aşağı vadinin tabanına doğru akınca, koştu. Vadiyi geçince tekrar normal yü-rüyerek Merve tepesine doğru yükseldi. Bunu dikili iki yeşil alametin arasında yaptı. Sa’yine yürüyerek başladı, insanlar kalabalıklaşınca da binitiyle tamamladı.

Merve’ye varınca üzerinde yükseldi. Beytullah’a yöneldi ve Safa tepesinde yaptığı gibi tekbir getirdi ve kelime-i tevhidi söyledi. Merve’de sa’yini tamamlayınca, yanında kurbanlık bulunmayan, kıran yahut ifrat haccı yapan herkesin kesinlikle ihramdan çıkmalarını emretti. Kurbanlığı olduğu için kendisi ihramdan çıkmadı ve şöyle dedi: “Bu yapmakta olduğum hacca yeniden başlıyor olsaydım, kurbanlık sevk etmez, haccı umreye çevirirdim.” (Buhârî ve Müslim).

Burada saçlarını tamamen tıraş ettirenler için üç kere, kısalttıranlar içinse bir kere dua edip Allah’tan onların bağışlanmalarını diledi.  Tevriye gününe kadar Mekke’de kaldığı süre için-de, Mekke’nin dışında Müslümanlarla konakladığı yer-de namazını kısaltarak kıldı. Tevriye günü kuşluk vakti beraberindekilerle birlikte Mina’ya doğru hareket etti. Daha önce ihram-larından çıkmış olanlar bulundukları yerlerde hac için ihrama girdiler.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Mina’ya ulaşınca orada konakladı ve öğle ile ikindiyi kıldırdı. Geceyi orada geçirdi. Güneş doğunca oradan Arafat’a hareket etti. Ashabının içinde tekbir getiren de vardı, telbiye getiren de vardı. O bunları işitiyor ve hiç kimseye itiraz etmiyordu. -Kurulmasını emrettiği çadırının Nemire’de kurulmuş olduğunu gördü.- Nemire, Arafat sınırları içinde değil, onun doğusunda bir köydü. Orada ko-nakladı. Güneş tepe noktasından batıya doğru yöne-lince devesi Kusva’nın getirilmesini emretti. Sırtına eğer vuruldu. Sonra, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Urane arazisindeki Batnü’l-Vadi’ye gelince devesi üze-rinde insanlara muazzam bir konuşma yaptı. Bu konuş-mada İslam’ın temel kaidelerini açıkladı; şirkin ve cahi-liyenin kaidelerini yıktı. Çiğnenmeleri haram olan ve üzerinde bütün dinlerin ittifak ettiği haram şeylerin haramlıklarını açıkladı. Cahiliye âdetlerini ve cahiliye ribasını ayakları altına aldı. Kadınlarına iyi davran-malarını tavsiye etti. Ümmete Allah’ın kitabına sarılma-larını tavsiye etti. Sonra onların kendisi hakkında ko-nuşmalarını istedi ve mesajı onlara tebliğ ettiğine, görevini eda ettiğine ve nasihat ettiğine dair Allah’ı onlara şahit tuttu.

Konuşmasını tamamlayınca Bilal’e ezan okumasını emretti. Sonra Bilal kamet getirdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem iki rekât olarak öğle namazını kıldırdı. Her iki rekâtta da kıraati içinden icra etti. Hâlbuki cuma günü idi. Sonra Bilal tekrar kamet getirdi. Pey-gamber sallallahu aleyhi ve sellem beraberindeki Mekke-lilerle birlikte ikindi namazını da iki rekât olarak kıl-dırdı. Onlara bunu dörde tamamlamalarını emretme-diği gibi iki namazı birleştirmeyi terk etmelerini de emretmedi.

Namazını bitirince devesine bindi, vakfe yerine geldi. İnsanlar Arefe günü onun orada oruçlu olup olmadığında şüphe edince Meymune’nin gönderdiği sütü vakfe yerinde insanların gözünün önünde içti. Dağın eteğinde kayaların yanında durdu. Kıbleye yö-neldi ve ip gibi uzayıp giden yaya kafileleri önüne aldı. Devesinin üzerinde idi. Güneş batıncaya kadar dua etti, Allah’a yalvardı, yakardı.

İnsanlara Urane vadisinin dibinden yukarılara çıkmalarını emretti ve şöyle buyurdu: “Ben burada vakfe yaptım; Arafat’ın her tarafı vakfe yeridir.” (Müslim). Yoksul bir kimsenin yemek isteyişi gibi dua esnasında ellerini göğsü hizasına kaldırırdı. Şöyle buyururdu: “En hayırlı dua, Arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediklerinin en hayırlısı ise şu zikirdir: Allah’tan başka ilah yoktur, o tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’nadır. O’nun her şeye gücü yeter.” (Tirmizî).

Güneş batıp da ufuktaki sarılık gidecek şekilde tamamen kaybolunca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sekinet içinde ağır ağır Arafat’tan hareket etti. Usame b. Zeyd’i terkisine aldı. Devesinin yularını devenin başı yükün ucuna değecek şekilde kendisine doğru çekerken şöyle dedi: “Ey insanlar! Ağır olunuz, Acele etmek iyi bir şey değildir.” (Buhârî). Çıkarken Me’zimeyn yolundan gitti. Arafat’a Dab yolundan girmişti. Sonra hızlı ve yavaş arası orta bir yürüyüşle yol almaya başladı. Geniş bir meydan bulduğunda yürüyüşünü hızlandırdı.

Yol alırken kesintisiz telbiye getiriyordu. Yolda giderken bir ara devesinden indi, abdest bozdu,  hafif bir abdest aldı. Sonra tekrar yürüdü ve Müzdelife’ye ge-linceye kadar namaz kılmadı. Müzdelife’ye gelince na-maz için abdest aldı. Ezan okunmasını emretti. Mü-ezzin ezan okudu, sonra kamet getirdi. Peygamber sal-lallahu aleyhi ve sellem yükler deveden indirilmeden ve develer çökmeden akşam namazını kıldırdı. Sahabeler yüklerini develerinden indirince namaz için kamet geti-rilmesini emretti. Sonra ezansız, sadece kametle yatsı namazını kıldırdı. İkisi arasında başka bir şey kılmadı. Sonra sabaha kadar uyudu. O geceyi ihya etmedi.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu gece ay ba-tınca ailesinin zayıf fertlerine tan yeri ağarmadan Mi-na’ya gitmelerine izin verdi ve onlara güneş doğuncaya kadar şeytan taşlamamalarını emretti. Tan yeri ağarınca bir ezan ve bir kametle vaktin evvelinde sabah namazını kıldırdı. Sonra devesine binip Meş’ar-i Haram’daki vakfe yerine geldi. İnsanlara Müz-delife’nin tamamının vakfe yeri olduğunu bildirdi. Kıbleye yöneldi, ortalık ağarıncaya kadar dua etti, yal-vardı, yakardı, tekbir getirdi, tehlil getirdi ve zikir yaptı. Sonra güneş doğmadan önce terkisine Fadl b. Abbas’ı alarak Müzdelife’den yola koyuldu.

Yolda İbn Abbâs’a şeytan taşlamada kullanmak üzere kendisine yedi taş bulup getirmesini emretti. On-ları avucunda silkeleyerek buyurdu ki: “Attığınız taşlar, bunlar gibi olsun. Dinde aşırılıktan sakının..” (Nesâî, İbn Mâce). Muhassir vadisine gelince hızlandı, iki yol ara-sında, büyük cemreye çıkan orta yolu tuttu. Nihâyet Mina’ya geldi. Taş atmaya başlayıncaya kadar telbiye getirmeye devam etti. Güneş doğduktan sonra binitli bir halde vadinin aşağısından, Beytullah’ı soluna, Mi-na’yı sağına alarak Akabe cemresini taşladı. Her bir taşı atarken tekbir getiriyordu.

Sonra Mina’ya döndü ve insanlara son derece etki-leyici bir konuşma yaptı. Bu konuşmada onlara Kurban gününün (o günün) saygınlığını, faziletini ve Mek-ke’nin saygınlığını anlattı. Kendilerini yönetenleri din-lemelerini ve onlara itaat etmelerini emretti. İnsanlara haccın yapılış şekillerini öğretti. Sonra kurban kesim yerine gitti ve altmış üç deveyi kendi eliyle kesti. Deve-ler ayakta iken ve sol ön ayakları bağlı iken kesmişti. Sonra kendisi kesim işini bıraktı ve yüz deveden kala-nını kesmesini Ali’ye emretti. Sonra Ali’ye develerin hepsini yoksullara sadaka olarak vermesini, kasaba kesme işi karşılığında hiçbir şey vermemesini emretti.

İnsanlara Mina’nın tamamının kurban kesim yeri olduğunu, Mekke caddelerinin hem yol, hem de kurban kesim yeri olduğunu bildirdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kurban kesim işini tamamlayınca berberi çağırdı, başını tıraş ettirdi. Berber onun başının sağ tarafından başladı. Kesilen saçını Ebu Talha’ya verdi. Sonra sol tarafını tıraş ettirdi. O tarafın saçını da Ebu Talha’ya verdi ve ona dedi ki: “Bunu insanlar arasında paylaştır.” (Buhârî ve Müslim).

Saçlarını kazıttıranlara üç kere, kısalttıranlara bir kere dua edip bağışlanmalarını diledi. İhramdan çıkma-dan önce Aişe ona güzel bir koku sürdü. Sonra öğleden sonra binitli olarak Mekke’ye hare-ket etti. İfaza tavafını yaptı. Başka tavaf yapmadı. Bu tavafla birlikte sa’y de yapmadı. Ne bu tavafta ne de veda tavafında remel yapmadı. Sadece kudüm tavafında remel yaptı.

Tavafını bitirdikten sonra sahabeler hacılara zem-zem dağıtırlarken zemzemin yanına geldi. Sonra zem-zem kovasını ona uzattılar, ayakta onu içti. Sonra Mi-na’ya döndü ve orada geceledi. O gün öğle namazını nerede kıldığında ihtilaf ettiler. İbn Ömer, onun o gün öğle namazını Mina’da kıldığını; Cabir ve Aişe ise Mekke’de kıldığını rivâyet ettiler.

Sabah olunca güneşin tepe noktasından kaymasını bekledi. Güneş tepeden batıya kayınca konak yerinden ayrılıp cemrelere doğru yürüdü. Hayvana binmedi. Hayf mescidini takip eden birinci cemreden başladı. Oraya teker teker yedi taş attı. Her atışında “Allahu ekber” diyordu. Sonra onun önündeki cemreye geçip düzlüğe geldi. Kıbleye yöneldi, sonra ellerini kaldırdı ve Bakara sûresi kadar uzun bir dua yaptı. Sonra orta cemreye geldi. Aynı şekilde onu da taş-ladı. Sonra vadinin sol tarafına indi. Ellerini kaldırarak kıbleye yönelik bir halde birinci bekleyişine yakın bir bekleyişle bekledi.

Sonra üçüncü cemreye, yani Akabe cemresine gel-di. Vadinin içine girdi. Beytullah’ı soluna, Mina’yı sağı-na aldı. Yedi taş da ona attı. Taşlama işini bitirince derhal döndü, cemrenin ya-nında durmadı. Büyük bir ihtimalle öğle namazından önce taşla-mış, döndükten sonra da namazı kılmıştı. Hacılara su dağıtma görevinden dolayı İbn Abbâs’ın Mina gece-lerini Mekke’de geçirmesine izin vermişti.

Taşlama işini iki günde bitirmek için acele etmedi. Bilakis teşrik günlerinin üçünde de taş atarak taşlama işini tamamladı. Öğlen namazından sonra Muhassab’a doğru gitti. Öğlen, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kıldı, bir miktar uyuduktan sonra Mekke’ye doğru gitmek üzere kalktı. Veda tavafını geceleyin seherde yaptı. Bu tavafında remel yapmadı. Hayızlı olduğu için Safiye’ye izin verdi, o veda tavafını yapmadı.

Bu gece Âişe, kardeşi Abdurrahmân ile birlikte olmanın mutluluğunu yaşamak için Tenim’den umre yaptı. Âişe umresini bitirince ashabına artık yola çık-maları için çağrı yaptı ve insanlar yola çıktı.

 --------------------------------------------------------------------------------

[1]   Zâdu’l-Me‘âd (2/86).

[2]   Zâdu’l-Me‘âd (2/96).