Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Doğruluğu ve Güvenilirliği

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Doğruluğu ve Güvenilirliği

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, peygamber olmadan önce de milleti arasında doğruluk ve güvenilirliğiyle meşhur olmuştu. Aralarında el-Emîn (güvenilen, dürüst) diye tanınıyordu. Bu, doğruluk, güvenilirlik ve iyi özelliklerde, ancak en son noktaya ulaşana verilen bir lâkaptır. Düşmanları da onun bu özelliğini itiraf etmişlerdir. Mesela Ebû Cehil, Peygamber’e düşman olmasına ve onu yalanlamasına rağmen onun doğru olduğunu biliyordu. Bundan dolayı, birisi ona: Muhammed, doğru mudur, yalancı mıdır? diye sorduğunda: Vallahi, Muhammed doğrudur, o hiç yalan söylememiştir. Ancak Kusay oğulları, kıyadeyi (sancaktarlık görevini), sikâyeyi (hacılara su temin etme görevini), hicabeyi (Kâbe’nin örtüsünü muhafaza etme görevini) ve peygamberliği götürünce (bunlara sahip olunca) diğer Kureyşlilere ne olacak? dedi. Ebû Sufyân da, Müslüman olmadan önce Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in azılı düşmanlarındandı. Heraklius ona: Peygamber olduğunu söylemeden önce onu hiç yalancılıkla itham ettiğiniz oldu mu? diye sorduğunda, Ebû Sufyân: Hayır, diye cevap vermişti.

Bunun üzerine Heraklius: Peygamber olKırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz 35 صلى الله عليه وسلم duğunu söylemeden önce, onu yalancılıkla suçladığınız oldu mu? diye sordum. Sen: Hayır, diye cevap verdin. Anladım ki, o insanlara ve Allah’a asla yalan söylemiyor. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem titreyerek ve: “Beni örtün, beni örtün” diyerek Hadîce’ye geldiğinde –ki bu Hira mağarasında vahiy geldikten sonra olmuştu- Hadîce ona: - “Hayır, vallahi! Allah seni asla utandırmaz. Çünkü sen akrabayı gözetir, doğruyu konuşursun” demişti.(44) İbn Abbâs radıyallâhu anh şunu rivâyet etti: “Önce en yakın akrabanı uyar”(45) âyeti inince, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Safa’ya gelip üzerine çıktı ve: - Ya sabâhah!(46) diye bağırdı. Halk: Bu kim? diyerek etrafına toplandı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Size, vadide bazı atlıların baskın yapacaklarını söylesem, bana inanır mısınız? dedi. Onlar: - Evet, sana inanırız. Senin hiçbir yalanına rastlamadık, dediler. O da: Ben sizi, şiddetli bir azap karşısında uyarmaya memurum, dedi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in doğruluk ve güvenilirliği, müşrikleri, onun hakkında karar vermede şaşırtıyordu. Ona, kâh yalancı, kâh büyücü diyorlar, kâh kâhin diyorlar, kâh deli diyorlardı. Bu konuda birbirlerini kınıyorlardı. Çünkü hepsi Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in bu nitelik ve kötü lâkaplardan uzak olduğunu biliyorlardı. (44) Muttefekun aleyh. (45) Şuara, 214. (46) Ya sabâhah: “Düşman tarafından kuşatıldık, sarıldık. Sabah vakti gelip çattı.

Hemen çarpışmaya hazırlanın” anlamına gelmektedir. 36 Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz صلى الله عليه وسلم Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e çok eziyet eden en- Nadr b. el-Hâris, Kureyş’e şöyle demişti: Kureyş topluluğu! Vallahi, başınıza daha önce benzerini görmediğiniz bir iş geldi. Aranızdaki Muhammed, aklı en çok beğenilen, en doğru konuşanınız ve güvenilir bir gençti. Zülüflerindeki beyaz saçları görünce ve size getirdiğini getirince: O bir büyücüdür, dediniz. Hayır, Allah’a yemin olsun ki o büyücü değildir. Kâhindir, dediniz. Hayır, Allah’a yemin olsun ki o bir kâhin değildir. O şairdir, dediniz, delidir dediniz. Kureyşliler! Durumunuza bakın! Çünkü Allah’a yemin olsun ki başınıza büyük bir iş geldi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in güvenilirliği, Şam’daki kervanına yöneticilik yaptığında Hadîce’nin onun eşi olmasını istemesinin yegâne sebebiydi. Hadîce, kölesi Meysere’den, onun güvenilirliğini ve güzel ahlâkını öğrenmişti. Kureyşli müşrikler, inkâr edip yalanlamalarına rağmen, güvenilir olduğu için paralarını ona emanet ediyorlardı. Yüce Allah, onun Medîne’ye hicret etmesine izin verdiğinde, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem emanetleri sahiplerine teslim etmesi için, Mekke’de Ali’yi bırakmıştı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in üstlendiği, en güzel ve en mükemmel şekilde yerine getirdiği en büyük emanet, Yüce Allah’ın kendisini, insanlara tebliğ etmekle yükümlü tuttuğu, vahiy ve risâlet emanetidir. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem risâleti en mükemmel bir şekilde tebliğ etmiş ve emaneti de aynı şekilde yerine getirmiştir. Allah’ın düşmanlarına karşı, delille, Kur’ân’la, kılıçla, mızrakla savaştı. Allah ona fetihler nasip etti, davasını mü’minlere sevdirdi. Mü’minler Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz 37 صلى الله عليه وسلم ona iman ettiler, onu tasdik ettiler, ona yardım edip destek oldular. Böylece kelime-i tevhîd üstün geldi. İslâm dünyanın her yerine yayıldı. Yüce Allah’ın bu dine sokmadığı hiçbir ev kalmadı. Allah’ın salâtları ve selamı, yakîn (ölüm) gelinceye kadar, Allah yolunda savaşan sâdık (doğru) ve emin (güvenilir) kimseye olsun.

RSS Feed

Syndicate content