Rahmet peygamberi Sitesi

Dünya İslam Birliği - Uluslararası Peygamberi Tanıtma ve Destekleme Komisyonu

Enes b. Mâlik radıyallâhu anh Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve
sellem hakkında şöyle rivâyet etmiştir: Mescidde, Rasûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikteyken bir bedevî çıkageldi ve
mescidin içine küçük ihtiyacını yapmaya başladı. Rasûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashâbı: Yapma, yapma diye bağırmaya
başladılar. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bırakın yapsın”
dedi. Onlar da bıraktılar, bedevî küçük ihtiyacını yaptı.
 

Sonra Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu çağırıp: “Bu mescitlerde
büyük ihtiyaç ve küçük ihtiyacın yapılması uygun değildir.
Buralar ancak, Yüce Allah’ı zikretmek ve Kur’ân okumak
içindir” dedi. Cemaatten birine su getirtti ve bedevînin
küçük ihtiyacını yaptığı yere döktürttü.(188)
Şu olay da Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, o şefkat
ve müsamahasını göstermektedir:
Bir genç Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip:
- Allah’ın Rasûlü! Zina konusunda bana izin ver, dedi. Sahabîler
onun üzerine yürüyüp azarladılar ve:
(188) Muttefekun aleyh.
Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz 129 sallallâhu aleyhi ve
sellem
- Yeter, bırak dediler. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:
- “Yaklaş” dedi. Genç ona yaklaştı. Rasûlullah sallallâhu
aleyhi ve sellem:
 

- “Sen bunu annen için ister misin?” dedi. Genç:
- Hayır, vallahi, Allah beni sana feda kılsın! dedi.
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:
- “İnsanlar da bunu anneleri için istemezler. Bunu kızın
için ister misin?” dedi. Genç:
- Hayır, vallahi Allah’ın Rasûlü! Allah beni sana feda kılsın!
dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:
- “İnsanlar da bunu kızları için istemezler. Bunu kızkardeşin
için ister misin?” dedi. Genç:
- Hayır, vallahi Allah beni sana feda kılsın! dedi. Rasûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem:
- “İnsanlar da bunu kızkardeşleri için istemezler. Bunu
halan için ister misin?” dedi. Genç:
- Hayır, vallahi Allah beni sana feda kılsın! dedi. Rasûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem:
- “İnsanlar da bunu halaları için istemezler. Bunu teyzen
için ister misin?” dedi. Genç:
- Hayır, vallahi Allah beni sana feda kılsın! dedi. Rasûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem:
- “İnsanlar da bunu teyzeleri için istemezler” dedi. Sonra
elini onun üzerine koydu ve:
 

130 Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve
sellem
- “Allah’ım! Bunun günahlarını affet, kalbini temizle ve
namusunu (zina yapmaktan) koru” dedi. O genç, bu olaydan
sonra hiçbir kötü şeye yönelmedi.(189)
Bu yumuşak ve sevecen üslupla, Peygamber sallallâhu aleyhi
ve sellem o gencin kalbini fethetmeyi, ona istediği zina yapma
izninin çirkinliğini ispat etmeyi başardı. Bu da, o gencin
iyi, doğru ve namuslu birisi olmasına sebep oldu.
Abdullah b. Abbâs radıyallâhu anh’ın şu rivâyeti de, Rasûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem’in şefkat ve merhametini gösterir.
 

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe okurken, ayakta duran
birini gördü ve durumunu sordu, ona: Bu, Ebû İsrâîl’dir.
Oturmadan, gölgelenmeden ve kimseyle konuşmadan oruçlu
olarak ayakta durma adağında bulundu, dediler. Peygamber
sallallâhu aleyhi ve sellem: “Söyleyin ona, konuşsun, gölgelensin
ve otursun ama orucunu tamamlasın” buyurdu.(190)
Abdullah b. Amr b. el-Âs’ın anlattığı şu olay da, Rasûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem’in şefkatini göstermektedir:
“Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e benim: Hayatta olduğum
sürece, gündüzleri devamlı oruç tutacağım, geceleri namaz
kılacağım, dediğim haber verilmiş. Bunun üzerine Rasûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem: “Böyle diyen sen misin?” dedi. Ben
de ona: Anam, babam sana feda olsun! Allah’ın Rasûlü, öyle
söyledim, dedim. O: “Sen buna güç yetiremezsin, bazen oruç
tut, bazen tutma, uyu, gece namazı kıl, ayda üç gün oruç tut,
yapılan bir amele on katı sevap verilecektir. Bu da, bütün yılın
orucu gibidir” buyurdu.
(189) Ahmed.
(190) Buhârî.
 

Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz 131sallallâhu aleyhi ve
sellem
Bir rivâyette de şöyledir: “Senin gündüzleri oruç tuttuğunun,
geceleri namaz kıldığının, bana haber verilmediğini mi
zannediyorsun?” dedi. Ben de: Evet, Allah’ın Rasûlü size haber
verilmiştir, dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Böyle
yapma! Bazen oruç tut, bazen tutma; bazen yat uyu, bazen de
kalk, namaz kıl. Çünkü vücudunun sende hakkı vardır, gözlerinin
sende hakkı vardır, eşinin sende hakkı vardır. Misafirlerinin
sende hakkı vardır. Her ay üç gün oruç tutman sana
yeter. Her bir iyiliğe on katı sevap verilir.” Daha çok ibâdet
etmek istedim ve isteğime kavuştum. Allah’ın Rasûlü! Kendimi
güçlü hissediyorum dedim. O da: “Allah’ın peygamberi
Dâvûd gibi oruç tut, ondan fazla tutma” dedi. Dâvûd’un orucu
nasıldı? dedim. Şöyle cevap verdi: “O bir gün oruç tutar,
bir gün tutmazdı.” Abdullah yaşlandıktan sonra şöyle demiştir:
“Keşke Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in verdiği ruhsatı
(izni) kabul etseydim.”(191)
(191) Muttefekun aleyh.