Rahmet peygamberi Sitesi

Dünya İslam Birliği - Uluslararası Peygamberi Tanıtma ve Destekleme Komisyonu

İslâm, kayıtsız, şartsız adâleti getirmiştir. Nitekim Allah
teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allah adâleti, iyilik yapmayı, yakınlara
bakmayı emreder.”(194)
Yüce Allah başka bir âyette de şöyle buyurmaktadır: “Bir
topluluğa olan öfkeniz sizi adâletsizliğe sürüklemesin; âdil
olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır.”(195)
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in adâletinin genel olduğunu
gösteren tablolardan birisi şudur:
 

Mahzum oğullarından eşrafa mensup bir kadın hırsızlık
yapmıştı. Bu kadının durumu, Kureyş’i düşündürüyordu.
Ondan hırsızlık haddinin (cezasının) kaldırılması için Peygamber
sallallâhu aleyhi ve sellem’in aracı olmasını istediler ve:
Bu konuda Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile kim konuşur?
diye sordular. Çok sevdiği Usâme b. Zeyd’den başka kim Peygamber
sallallâhu aleyhi ve sellem’e konuşmaya cesaret edebilir?
diye cevap verdiler. Kadını Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e
getirdiler. Usâme b. Zeyd o kadın hakkında Rasûlullah sallallâhu
aleyhi ve sellem ile konuştu. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve
sellem’in rengi hemen değişti ve: “Allah’ın sınırlarını çizdiği bir
(194) Nahl, 90.
(195) Mâide, 8.
 

Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz 137 sallallâhu aleyhi ve sellem
ceza hususunda aracılık mı yapıyorsun?” dedi. Usâme ona:
Allah’ın Rasûlü! Benim için, Allah’tan af dile!” dedi.
Öğleden sonra, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalkıp
bir hutbe okudu. Lâyık olduğu şekilde Allah’a övgüde bulundu.
Sonra şunları söyledi: “Sizden öncekilerin helâk olmalarının
sebebi, eşraftan birisi hırsızlık yaptığında, gereken cezayı
ona uygulamamaları, zayıf birisi hırsızlık yaptığında ona
ceza uygulamalarıdır. Canım elinde olan Allah’a yemin olsun
ki, Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsa onun da elini
keserim.”(196)
Bu, üstünle düşük, zenginle yoksul, idare edenle, idare
edilen arasında ayırım yapmayan peygamber adâletidir. Hak
ve adâlet terazisinde herkes eşittir.
 

Yine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in adâletiyle ilgili
tablolardan birisi de şudur: en-Numan b. Beşîr radıyallâhu
anh şöyle anlattı: Babam bana bir bağışta bulunmuştu. Annem
Amra bnt. Ravaha da: Buna Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve
sellem’i şahit tutmadıkça kabul etmem, demişti. O da Rasûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem’e gidip: Ben, Amra bnt. Ravaha’dan
olan oğluma bağışta bulundum, o da seni şahit tutmamı istedi,
Allah’ın Rasûlü dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:
“Aynısını diğer çocuklarına da verdin mi?” dedi. O da: Hayır,
dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Allah’tan korkun ve
çocuklarınız arasında eşit davranın” dedi. Beşîr geri döndü ve
yapılan bağışı iade etti.”(197)
(196) Muttefekun aleyh.
(197) Muttefekun aleyh.
 

138 Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem
Başka bir rivâyette şöyledir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve
sellem:
“Bundan başka çocukların var mı?” dedi. O da: Evet,
dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Hepsine aynısını verdin
mi?” dedi. O: Hayır, dedi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem:
“Ben haksızlığa şahitlik edemem” buyurdu.(198)
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ganimet mallarını taksim
ederken, Zulhuveysıra et-Temîmî geldi ve: Allah’ın Rasûlü!
Adâletli ol, dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Vay
canına! Ben adâletli olmazsam, kim adâletli olur? Adâletli
olmazsam, kaybeden ben olurum” dedi.(199) O, Yüce Allah’ın
üstün kıldığı, âdil yaptığı ve vahyini emanet ettiği kimsedir.
O nasıl âdil olamaz? O: “Adâletli olanlar, Allah katında,
nurdan minberler üzerindedirler. Bunlar, verdikleri hüküm
ve kararlarda, âilesi arasında ve yüklendikleri görevlerinde
adâletlidirler”(200) demiştir.
 

Eşler arasındaki adâleti, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem
hakkıyla gerçekleştiriyordu. Yolculukta ve yolculuk dışında,
konut ve harcama konusunda elinden geldiği kadar, tam
bir adâletle onlara paylarını ayırıyordu. Her birinin yanında
bir gece kalıyor, her birine elindekini eşit olarak harcıyor, her
birine oda yaptırıyordu. Yolculuğa çıktığında aralarında kur’a
çekiyor ve kur’ada çıkanı götürüyordu. Bunların hiçbirinde
ihmalkârlık yapmıyordu. Hatta vefatından önceki rahatsızlandığında,
nöbetlerine göre hanımları arasında dolaştırılı-
(198) Muttefekun aleyh.
(199) Muttefekun aleyh.
(200) Müslim.
 

Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz 139 sallallâhu aleyhi ve sellem
yordu. Böyle yapılması, ona zahmet verince, diğer hanımları
Âişe’nin evinde kalmak istediğini öğrenince, onun evinde
tedavi edilmesine izin verdiler. Ruhunu teslim edinceye kadar
orada kaldı. Onlara karşı böyle adâletli davranmasına
rağmen şöyle diyerek Allah’tan özür diliyordu: “Allah’ım! İşte
bu, gücümün yettiği adâlettir. Artık senin kâdir olduğun ve
benim gücümün yetmediği (sevgi farklılığı) konusunda beni
kınama.”(201)
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem diğerlerini bırakıp eşlerden
birine eğilim gösterilmesini yasaklamıştır. Bu konuda
şöyle buyurmuştur: “Kimin iki eşi olur da birine eğilim gösterirse
(eşit davranmazsa) o kişi kıyâmet gününde bir tarafı eğik
olarak gelir.”(202)
(201) Ebû Dâvûd, Tirmizî.
(202) Ahlâku’n-Nebiyyi sallallâhu aleyhi ve sellem fi’l-Kur’âni ve’s-Sunne, III/1271.