Rahmet peygamberi Sitesi

Dünya İslam Birliği - Uluslararası Peygamberi Tanıtma ve Destekleme Komisyonu

m008.jpg

Bazen insanlar ani karar almasını gerektiren zor dönemlerden geçebilir. Öyle ki bu durumda aldığı kararlar neticesinde olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalır. O karar alınmamış olsaydı ve eski haliyle devam etseydi daha iyi olurdu.

İnsanın yaşadığı çevreyle uyum içerisinde olabilmesi için af devamlı aranan bir özelliktir ve burada efendimizin (sallallahu aleyhi ve selem) metodunda, affın yerini ortaya koyan bazı örnekler üzerinde durmak istiyorum. Bu örneklerden alınacak dersler bütün zaman ve mekânlarda insanlara fayda sağlayacaktır.

Enes’in (radiyallahu anh) Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gidiyordum. Bir bedevi bize yetişti de Resûlullah`ın ridâsını şiddetle çekti. O sırada ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in boynu ile iki omuzu arasına bakmıştım (bir de ne göreyim?) Bedevînin ridâyı şiddetle çekmesinden ridânın (kalın) kenarı Resûllulah`ın boyun safhasında iz bırakmıştır. Bundan sonra bedevî Resûlullah`a: - Yanında bulunan Allah malından bana bir şey verilmesini emret! dedi. Bunun üzerine Resûlullah bedevîye doğru (şefkatle) baktı da güldü, sonra bu bedevîye biraz dünyâlık verilmesini emretti.

Ebu Hureyre (ra) naklediyor: “bir bedevi geldi ve peygamber efendimizden yardım istedi. O’da ona istediğini verdi ve “sana ihsan etmiş olduk mu?” dedi. Bedevi: hayır ne ihsan ettin ne de iyilikte bulundun, dedi. Müslümanlar bu duruma çok kızdı ve onun üzerine yürümek için kalktılar ve peygamber efendimiz onlara yerlerinde kalmalarını işaret etti. Sonra peygamber efendimiz evine girdi ve o bedeviyi çağırttı ve ona: “sen geldin ve yardım istedik biz de sana istediğini verdik sonra sem söylediğini söyledin.” Dedi. Peygamber efendimiz biraz daha artırdı ve: ”şimdi ihsan etmiş olduk mu?” dedi. Bedevi: evet, Allah sana ailen ve aşiretinden hayırlarla mükâfatlandırsın, dedi.

Daha sonra peygamber efendimiz o bedeviye şöyle dedi: “sen yanımıza geldin, yardım istedin ve istediğini verdik ve sen söylediğini söyledin. Bundan dolayı arkadaşlarımın kalbinde sana karşı bir duygu oluştu. Eğer istersen onların yanında benin karşımda söylediklerini söyle de o gönüllerindeki burukluk gitsin.” Ebu Hureyre der ki: “öğlen ya da akşamdı, peygamber efendimiz geldi ve dedi ki: “bu arkadaşınız bize geldi ve yardım istedi. Biz de ona istediğini verdik ve o da söylediğini söyledi. Biz de evimize çağırdık ve tekrar verdik o da bundan razı olduğunu söylüyor. Doğru mu?” bedevi: evet, Allah sana ailen ve aşiretinden hayırlarla mükâfatlandırsın, dedi.

Ebu Hureyre der ki, peygamber efendimiz buyurdular ki: “ben ve şu bedevinin durumu şuna benzer ki; bir adamın devesi elinden kaçtı, insanlar onun devesini yakalamaya çalışırken deveyi iyice hırçınlaştırdılar. Deve sahibi onlara seslendi: devemi bana bırakın, ben onun halini daha iyi bilirim ve daha yumuşak davranırım. Adam eline yerden ot alıp deveye yöneldi ve deve yavaş yavaş yaklaşarak adamın önünde çöktü. Adam da yükünü yükledi ve üzerine oturarak oluna gitti. Eğer ben sizi adam o lafı söylediğinde bıraksaydım onu öldürürdünüz de cehenneme girerdi.”

]

MÜSAMAHA VE TATLILIKLA MUAMELE:

Peygamber efendimiz bağışlayıcılığını Kuran’dan almıştır. Allah (cc) buyurdu ki: “… öyleyse müsamaha ve tatlılıkla onlara davran” ve başka bir ayette “sen af ve müsamaha yolunu tut, iyiliği tavsiye et, cahillere aldırma.” Bir diğer ayette de “… Kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah böyle iyi davrananları sever.”  Ve “… Ancak büyüklere yakışan örnek davranışlardandır.” Affın fazileti hakkında efendimiz buyurmuşlardır ki: “ cennette yüce saraylar gördüm ve Cebrail’e, ey Cebrail bu saraylar kimindir? Diye sordum. Dedi ki onlar; öfkelerini yutanlar ve insanları bağışlayanlarındır.”

Muaz bin cebel dedi ki: peygamber efendimiz beni Yemen’e gönderdiğinde dedi ki: “Cebrail bana o kadar çok affı tavsiye etti ki Allah’a olan ilmim olmasa hadleri terk etmemi tavsiye edecek sandım.

Peygamber efendimiz buyurdular ki: “ kim gücü yettiği halde öfkesini yutarsa Allah kıyamet gününde onu hurilerden istediğini seçmesi için bütün insanlardan önce çağırır.”

Şair der ki: Hiçbir deve sırtında Muhammed’den daha vefalı ve günahsız birini taşımamıştır.

Ne gözlerim senden iyisini gördü ne de kadınlar senden güzelini doğurdu.

Her türlü noksanlıktan berî yaratıldın, sanki istediğin gibi yaratılmışsın.

Peygamber efendimiz, kendisinden affı hayatlarında kullanacakları bir metot, bir yol olarak alan insanlar için üsve-i hasene, en güzel bir örnek olmuştur.

Cafer-I Sadık anlatıyor: Bir gün kölesi eline su dökerken ibrik kölenin elinden leğenin içine düşmüş ve leğendeki sular cafer efendimizin yüzüne sıçramıştır. Bunun üzerine kızgın kızgın köleye bakan Cafer-I Sadık efendimize kölesi şu ayeti okumuştur: (öfkelenince öfkesini yutanlar)

Cafer-I Sadık: öfkemi yuttum. Ayetin devamını okuyunca köle (insanları affedenler)

Cafer-I Sadık: seni affettim. Bunun üzerine köle ayetin devamını okuyarak son noktayı koyar (allah ihsan edenleri sever)

Cafer-I Sadık: hürsün, gidebilirsin, seni Allah için serbest bırakıyorum.

Rivayet edilir ki: ömer bin hattab bir sarhoş gördü ve onu azarlamak istedi. Bu sırada sarhoş ona küfretti ve Hz. Ömer onu azarlamaktan vazgeçti ve geri döndü. Dediler ki: ya emirel mü’minin sana küfrettiğinde onu bıraktın, hikmeti nedir? Dedi ki: onu bıraktım çünkü beni kızdırmıştı, eğer onu azarlasaydın nefsim için azarlayacaktım. Hiçbir müslümana nefsim için vurmak istemem.

Aff müslümanlar katında önemli bir yere sahiptir. Çünkü insanlar içlerindeki aff gücünü kullanmadan başkalarıyla gerçek manada iletişime geçemezler. Dolayısılya bir müslüman bağışlayıcı olduğu sürece imanın derecelerinde yükselir.

Bağışlayıcı ve affeden insan temkinli ve dikkatli olur, uyanıklığı artar, deneyimi artar. Bu da onun doğrularının hatalarının önünde, başarılarının başarısızlıklarının önünde, sükunetinin tedirginliğinin önünde olmasını ve hayatın güzelliklerinin tadına varmasını sağlar.

 

Yazar:

Arap yazarlar birliği üyesi

Suriye roman ve hikâye derneği üyesi

ESERLERİ:

1.                   Sessizlik senfonisi, hikâye, mecd yayınları- dimeşk, 1989

2.                   Gereksiz aşk, hikâye, mecd yayınları- dimeşk, 1991

3.                   Hatıralar, hikâye, kültür dergisi- dimeşk, 1992

4.                   Pervin, roman, ram merkezi- dimeşk, 1997

5.                   Borç, roman, yenabi’ yayınları- dimeşk 2004

6.                   Beden ve beden, roman, yenabi’ yay. dimeşk 2004

7.                   Aşk ve suç kitabı, hikâye, inma medeniyet merkezi- Halep, 2004

8.                   Marifet fıkhı (iki cüz), menara yayınlar- Beyrut, 2004

9.                   Marifet fıkhı (3. cüz) , İslam, Müslümanlar ve fakihler.rıdvan yayınları – Halep,2004

10.                Ruhat, roman menara yayınları-beyrut,2006

11.                Doğudan gelen bulut, hikâye, Arap yazarlar birliği yayınları- dimeşk, 2006

12.                Duvar arkası, roman, Kenan yayınları-dimeşk,2007

13.                Yaşam için yöntem, hikâye, Arap yazarlar birliği yayınları- dimeşk, 2007

14.                Hikmet imamı, roman, vakıflar bakanlığı ve din işleri yayınları- Kuveyt,2010

15.                Çocuk hikâyeleri yazma dünyası, kültür ve iletişim bakanlığı yayınları-riyad,2010

ÖDÜLLER:

·         Eşsiz sanatçılar ödülü, Arapça roman, Birleşik Arap Emirlikleri,2002

·         Tayif edebiyat kulübü ödülü, kısa hikâyeler, 2003

·         Hail edebiyat kulübü, kısa hikâyeler, 2003

·         Naci Numan edebiyat ödülü, Lübnan,2004

·         Fecr kulübü, en güzel hikâye ödülü, Ürdün 2004

İLETİŞİM:

El-HASKE , P.K:267 SURİYE

Ev tel:  367462 52 00963

Cep tel:  944384267 00963

E mail: a-osso@scs-net.org

ABDULBAKİ AVSU YUSUF

 

 

seçilen resim

  يزور كبار الشخصيات معرض المركز العالمي للتعريف

Get Mercy toolbar!