Rahmet peygamberi Sitesi

Dünya İslam Birliği - Uluslararası Peygamberi Tanıtma ve Destekleme Komisyonu

m010.jpg

İSLAM EDEBİYAT BİRLİĞİ ÜYESİ

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’di her andığımızda zihnimizde onun gül kokulu hatıraları canlanır. Gönüllerimiz onun sevgi ve muhabbetiyle coşar, nefis dertlerini unutur, ruh kederinden kurtulur.

O, Muhammed (sav), Hira mağarasında rabbine ibadet eden, yüce şeriat sahibi, hanif dini ve hoşgörü sahibi, şefaat ve isranın sahibi. Makam-ı mahmud onundur. Hamd sancağı, havz-ı Kevser onundur. O nebi ve resullerin sonuncusu, evliya ve müttakinin safveti. O,Salihlerin imamı felaha ermişlerin tek örneği.  Âlemlerin rabbi onun hakkında şöyle buyurmuştur: “seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” Ve “ muhakkak ki sen yüce bir ahlak üzeresin.”

Ey hidayet sancağı! Allah sana rahmet etmiş,

Zaman seni müjdelemiş,

Ruhlar senin şevkinle coşmuş,

Satırlar seninle zinetlenmiştir.

Ümmet O gelmeden önce derin bir uykudaydı. Allah onu nebilerin kesildiği bir dönemde resullerin sonuncusu olarak gönderdi. Ona kuranı indirdi ve onunla adaleti ikame etti.

Efendim! Şahadet ediyoruz ki sen emanetini eda ettin, risâlet tebliğini yerine getirdin, ümmete nasihatte bulundun… Üzerimizdeki kara bulutları açtın, zulmeti bertaraf ettin. Allah yolunda hakkıyla mücahede ettin, kulları doğu yola ilettin. Yine şahadet ederiz ki sen bizleri sırat-ı mustakime hidayet edersin ve sen pek sağlam bir yol üzeresin.

O, Muhammed ki; dalalete, zillete, zelleye, kine, bıkkınlığa, bitkinliğe düşmemiştir.

Dalalete düşmemiştir zira onun hidayetçisi Allah var onunla konuşan Cibril var. Zelleye düşmemiştir çünkü onu kollayan ismeti var, te’yid eden rabbi var. Zillete düşmemiştir çünkü onun ayrılmazı Allah’ın nusreti var, peşinden gelen başarısı var. Kine düşmemiştir zira onun emaneti var, sıyaneti var, diyaneti var. Bıkkınlığa düşmemiştir çünkü ona verilen sabrı var, inşirah edilen sadrı var. Bitkinliğe düşmemiştir çünkü onda azmi var, himmeti var paklardan pak nefsi var.

O, övülmüş Muhammed. O, Allah’ın rızasını arayanları selam yoluna ulaştıran örneğimiz, imamımız.  Lisana zikri, kalbe şükrü, bedene sabrı, nefse temizliği, liderlere insafı, millete iffeti öğretti. İnsanlara aza kanaat getirmeyi sevdirdi. Risâletle gönderildi, adaletle hükmetti. Cehaletten ilme, dalaletten hidayete yol bulup çıkardı. Kemal derecelerini basamak basamak çıkarak “vesile”ye ulaştı. Fazilet merdiveninden çıkarak külli fazilete ulaştı.

O, vefalı Muhammed. İmam Müslim sahihinde Abdullah İbn Abbas’ın hadisini naklediyor: Ebu Süfyan, bana Herakliyus’un şöyle dediğini haber verdi:

Herakliyus:” sana Muhammed ne emrediyor diye sordum, dedin ki; o size namazı, doğruluğu, iffeti, sözde durmayı ve emanette emin olmayı emrediyor. Bunlar bir nebi’nin sıfatlarıdır.”(1)

Allah hakkını eda etmek de ahde vefanın gereğidir. İmam Buhari, İbn Abbasın hadisini rivayet ediyor: “cuheyna kabilesinden bir kadım peygamber efendimize geldi ve  ‘ya resulallah, annem hac yapmayı adamıştı ancak vefat edinceye kadar da yapamadı, onun yerine hac yapmalı mıyım? Dedi. Peygamber efendimiz ona: evet, onun yerine hac yap. Eğer annenin borcu olsaydı ödemez miydin? Allah’ın hakkını da öde Allah hakkı vefa gösterilmeye daha layıktır, buyurdu”(2)

Ahde vefa sadık müminlerin sıfatlarındandır.  İmam Müslim, Ebu Hureyre’nin hadisini naklediyor: peygamber efendimiz buyurdular ki: “münafığın alameti üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde ihanet eder.”(3)

Peygamber efendimiz sözüne sadıktı, birisine söz verdimi mutlaka sözüne sadık kalırdı. Bu konuda kızı Zeynep’in eşi Ebul As ibn Rebi’ hazretlerini övmüştür. Buyurdular ki: o, benimle konuştu ve sadık oldu, söz verdi sözünde vefa gösterdi.”(4),(5)

Peygamber efendimiz ahde vefanın karşılığının cennet olduğunu açıklamıştır. İmam Ahmed, Ubade ibn essamit’in hadisini rivayet etmiştir: peygamber efendimiz buyurdular ki: “bana 6 meselede garanti verin, söz verin, size cenneti garanti edeyim; konuştuğunuz zaman doğru konuşun, söz verdiğiniz zaman vefalı olun, size emanet edildiği zaman emaneti eda edin, apış aranıza sahip çıkın, gözlerinizi haramdan sakının, ellerinizi haramdan sakının,”(6)

Peygamber efendimiz müminlerin annesi hz. Hatice’yi vefasından dolayı övmüştür. İmam Ahmed Hz. Aişe hadisini naklediyor. Hz. Aişe dedi ki: peygamber efendimiz Hatice’yi andığı zaman onun hakkında güzel sözler söyler ve överdi onu. Bir gün onu kıskandım ve peygamber efendimize: onu ne çok anıyorsunuz, Allah onun yerine daha hayırlısını nasip etti, dedim. Efendimiz: Allah daha hayırlısıyla değiştirmedi. O, herkes beni inkâr ettiği zaman iman etti, insanlar beni yalanladığı zaman bana inandı, herkesin beni yalnız bıraktığı zamanda bana destek oldu. Allah bana ondan çocuklar nasip etti.”(7)

Efendimizin ona olan vefasının örneklerinden biride şudur ki: koyun keser ve etini Hz. Hatice’nin arkadaşlarına dağıtırdı ve bir gün Hz. Hatice’nin kardeşi Hale yanına geldiğinde onu hoş karşıladı ve ikramda bulundu.(8) ve buyurdu ki: “güzel arkadaşlık imandandır.”(9)

O’nun vatanına olan vefasının örneklerinden biri de: müşrikler ona eza ve cefada aşırıya gitmişlerdi. Allah ona Medine’ye hicret etmesini emretti. Mekke’den ayrılırken vefalı sevgilinin sevgilisine bakması gibi Mekke^ye baktı ve şöyle dedi: “vallahi sen yeryüzündeki en hayırlı mekânsın, Allah katındaki en sevimli yersin. Eğer beni çıkarmasalardı çıkmazdım. (10) hicretten 8 yıl sonra Allah peygamberine Mekke’ye fatih olarak dönmeyi nasip etti. Oradan çıkarken zorlanmıştı ama girerken mesud olarak girdi. Halkının bütün yaptıklarına karşı onları affetti. İşte vatana karşı vefa da böyle olur. Allah’u Teâlâ şöyle buyurmuştur: “verdiğiniz sözü yerine getirin, çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.”(isra:34)

Ez cümle,

O, Muhammed… Seven ve sevilen olarak ne yücedir. Vefa ehli olarak ne yücedir.  Her işi olması gerektiği gibi yapar, her hak sahibine hakkını verir. Takdir edilmesi gereken şeyin kıymetini bilir. O ashabına sevgi ve vefayı öğretmiştir, onlar da onu hak ettiği şekilde sevmişlerdir.

Allah(cc) buyurdu ki “ey habibim, de ki: eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmran:31)

DİPNOT:

1.Sahih-i Müslim, s.736-737 no:1773

2.Sahih-i Buhari 353 no:1825

3.Sahih-i Müslim, s.56 no:59

4.Sahih-i Buhari 595 no:3110

5.İbn kesir tefsiri (9,258-259)

6.İmam Ahmed müsnedi (37-417) no: 22757

7.İmam Ahmed müsnedi (41-356) no:24864

8.Buhari’nin tahrici, s.725 no:3816

9.Hâkim’in Müstedreki (1-165) no:41

10.Tirmizi sünende rivayet etti (menakib kitabı) no:3925

Suriye, El-Haske P.K:197

Tel:  00963932577262