Submitted by master on Thu, 03/04/2010 - 10:35
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, kocaları, hanımları
için harcamada bulunmaya teşvik etmiştir: “Allah rızası için
yapacağın her harcamadan dolayı ecir kazanacaksın, eşinin
ağzına verdiğin lokma sebebiyle bile.”(97) Hatta Peygamber sallallâhu
aleyhi ve sellem, âileye yapılan harcamayı, kişinin yaptığı
harcamaların en iyisi ve en üstünü yapmıştır.
O şöyle buyurmuştur. “En değerli para, kişinin âilesi için
harcadığı paradır.”(98)
Submitted by master on Thu, 03/04/2010 - 10:23
Submitted by master on Thu, 03/04/2010 - 10:18
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem yirmi beş yaşındayken
Hadîce ile evlendi. Hadîce ise kırk yaşındaydı. Rasûlullah sallallâhu
aleyhi ve sellem, Hadîce’nin uşağı Meysere ile birlikte onun
kervanını Şam’a götürmüştü. Meysere onun, kendisini hayran
bırakan halini, sahip olduğu doğruluk ve güvenilirliğini
gördü. Dönünce gördüklerini hanımefendisine haber verdi.
Bundan dolayı Hadîce onunla evlenmek istedi ve Rasûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem onunla evlendi.
Hadîce radıyallâhu anhâ, hicretten üç yıl önce öldü.
Submitted by master on Thu, 03/04/2010 - 10:12
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Rabîulevvel ayında
pazartesi günü doğmuştur. Rabîulevvelin ikisinde, sekizinde,
onunda ve on ikisinde doğduğu söylenmiştir.
İbn Kesîr şöyle demiştir: Doğrusu, onun fil yılında doğduğudur.
Bunu, Buhârî’nin hocası İbrahîm b. el-Munzir, Halîfe
b. Hayyât ve başkaları ittifakla söylemişlerdir.
Siyer âlimleri şöyle demişlerdir: Âmine ona hamile kalınca:
Ona ait hiçbir ağırlık hissetmedim, demiştir.
Submitted by master on Wed, 03/03/2010 - 08:18
Peygamber’imizin faziletleri ve övgüye değer yönleri çoktur. İşte bunlardan bazıları:
1- Allah’ın ona nispet ettiği güzel huy ve güzel özellikler. Allah onun hakkında şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz sen büyük bir ahlâka sahipsin.”(67)
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ben ancak, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”(68) 2- Allah’ın onda bulunduğunu haber verdiği, ümmetine ve bütün insanlara olan merhamet ve şefkati. Nitekim âyetlerde şöyledir:
Submitted by master on Wed, 03/03/2010 - 08:15
Hayvanlara ve Cansızlara Merhameti
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in merhameti, muvahhid
Müslüman şöyle dursun, kâfiri bile içine alacak genişlikte
olduğunu daha önce belirtmiştik. Burada şunu ilave ediyoruz:
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in rahmet ve merhameti insan
türünü geçmiş, hayvan ve cansızları da içine almıştır.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Birisi
yolda yürürken çok susadı. Derken bir kuyu buldu ve inip su
içti, sonra dışarı çıktı. Dışarıda dilini sarkıtarak soluyan, susuzluktan
toprağın nemini yalayan bir köpekle karşılaştı. Benim
gibi bu da susamış, dedi. Hemen kuyuya inip ayakkabısını su
ile doldurdu, ağzıyla tutarak yukarı çıktı ve köpeğin susuzluğunu
giderdi. Bu yüzden Allah onu övdü ve bağışladı. Oradakiler:
Submitted by master on Wed, 03/03/2010 - 07:59
Düşmalarına Merhameti
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bütün insanlığa rahmetti.
Yüce Allah onu böyle nitelemişti: “Seni ancak âlemlere
rahmet olarak gönderdik.”(56)
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Ben ancak rahmet olarak gönderildim.”(57)
Onun rahmeti (merhameti) mü’min, kâfir herkeseydi.
İşte buna bir örnek: et-Tufeyl b. Amr ed-Devsî, kabilesi
Devs’in hidâyete ermesinden ümidini kesip, Rasûlullah sallallâhu
aleyhi ve sellem’e gider ve:
- “Allah’ın Rasûlü! Devs, kâfir oldu, baş kaldırdı. Onlar
hakkında Allah’a beddua et” der.
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kıbleye yönelip ellerini
kaldırdı.
Submitted by master on Wed, 03/03/2010 - 07:55
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Allah peygamberlerden ahit almıştı: And olsun ki size
kitap, hikmet verdim, sizde olanı tasdik eden bir peygamber
gelecek, ona mutlaka inanacaksınız ve ona mutlaka yardım
edeceksiniz, ikrar edip bu ahdi kabul ettiniz mi? demişti. Onlar:
Kabul ettik, demişlerdi. Allah da: Şahit olun, ben de sizinle
beraber şahitlerdenim demişti. Bunun ardından yüz çeviren
var ya, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.”(47)
Ali b. Ebî Tâlib ve amcasının oğlu İbn Abbâs radıyallâhu
anhumâ şöyle demişlerdir: Allah, gönderdiği peygamberlerden
her birinden mutlaka onun için ahit almıştır. Allah, o
peygamber sağken Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’i gönderseydi,
o mutlaka ona inanacak ve yardım edecekti. Onlara,
ümmetlerinden de söz almayı emretti.
Submitted by master on Wed, 03/03/2010 - 07:47
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, peygamber olmadan
önce de milleti arasında doğruluk ve güvenilirliğiyle meşhur
olmuştu. Aralarında el-Emîn (güvenilen, dürüst) diye tanınıyordu.
Bu, doğruluk, güvenilirlik ve iyi özelliklerde, ancak en
son noktaya ulaşana verilen bir lâkaptır.
Düşmanları da onun bu özelliğini itiraf etmişlerdir. Mesela
Ebû Cehil, Peygamber’e düşman olmasına ve onu yalanlamasına
rağmen onun doğru olduğunu biliyordu. Bundan
dolayı, birisi ona: Muhammed, doğru mudur, yalancı mıdır?
Submitted by master on Wed, 03/03/2010 - 07:43
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Soyu Künyesi Ebu’l-Kâsım’dır. Babası, Abdullah; dedesi Abdulmuttâlib’tir. Öbür dedeleri sırasıyla şunlardır: Hâşim, Abdumenaf, Kusay, Kilâb, Murra, Kâb, Luey, Galib, Fihr, Mâlik, en-Nadr, Kinâne, Huzeyme, Mudrike, İlyas, Mudar, Nizar, Ma’ad ve Adnan. İttifakla belirtilen soyu budur. Adnan’ın, İsmail aleyhisselâm’ın çocuklarından olduğunda da ittifak edilmiştir. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in İsimleri Cubeyr b.